Lise yıllarımın başından beri Amerika'da yaşama, Amerikayı yaşama hayali kurdum. Ve sonunda üniversite 3. Sınıfın sonunda bu hayalimi Work and Travel ile...
Segah Utku Turanlı
10 Şubat 2026
Lise yıllarımın başından beri Amerika'da yaşama, Amerikayı yaşama hayali kurdum. Ve sonunda üniversite 3. Sınıfın sonunda bu hayalimi Work and Travel ile gerçekleştirdim. Şimdi size bu üç fotoğraf ile 3 aylık Amerika maceramdan olaylar anlatıyım.
İlk fotoğraf bizim dükkandan, bakmayın dükkan dediğime binlerce çalışanı olan koskoca akvaryum köpekbalıklarından penguenlere kadar onlarca canlı var ama benim için "dükkan" orası. O gördüğünüz de benim işimin en rezil parçası: çöp. Dükkana gelen müşteriler çöplerini çöpe atar, bizden birisi de o çöpleri aralıklarla toplar arka taraftaki büyük çöp arabasına götürür, araba dolunca haydi dışarı o koca aletin yanına çöp atmaya. Arısından sineğine karıncasından örümceğine binbir çeşit canlıya ev sahipliği yapar o çöp. Kapağı açınca yüzüne vuran fast food ile karışık çürümüş koku başta "ne işim var lan benim burada" dedirtse de bir iki hafta sonra kokuyu almaz hale gelirsin. Bu bölüm Work and Travel'ın asıl bölümüdür: work. Yok öyle benim babam şu kadar zengin ben şu okulda okuyorum falan o çöp atılacak o koku çekilecek eller o çöpe girip sıcak çöp ile tanışacak.
Günün son çöpünü, buraya yazmamın uygun olmayacağı onlarca kelimeyle birlikte atıp bitirince hep gülmeye başlardık "bu en iğrenciydi" "of bu sos çok iğrenç" "ıyy vıcık vıcıktı" kötü görünse de iş bittikten sonra komik geliyor insana.
Gelelim ikincisine ve favorime: Pennsauken transit center. Camden NJ'de çalışıyoruz, arkadaşımın doğum gününü kutlamak için Wildwood'a gidelim dedik. Erkenden kalktık otobüse yetiştik düştük yola. 2 saatlik bir yoldan sonra Wildwood'a ulaştık. Okyanusta yüzdük, yedik, içtik, eğlendik ve tabi ki çok yorulduk. Sıra geldi dönüş yoluna istasyona gittik, otobüsün saatlerine baktık, son otobüsün saatine yanlış baktığımız için otobüsü kaçırdığımızı gördük. Bolca küfür ve endişeli bakışların arasında Atlantic City'e giden bir otobüs gördük, oradan kaldığımız yere daha çok otobüs ve tren olduğu için oraya gidelim dedik. Atladık otobüse, bir gözümüz açıl diğeri kapalı vardık Atlantic City'e. Ee şimdi ? Tren istasyonuna gitmemiz lazım ama uzak sağda solda koşarak bir taksi bulduk, son trene 10dakikadan az var. Tren istasyonuna gittiğimizde tren kalktı kalkacak bilet almaya zamanımız yok. Bilet kesen adama yalvar yakar bindik trene, o sanmış ki bizde internet var yolda giderken bileti internetten alabiliriz ama nerede bizde ne internet var ne telefon numarası.
Yalvar yakar tamam dedirttik, sonunda rahatlamıştık birazcık süründük ama bulduk yolumuzu derken gitmemiz gereken yere üç dört durak kala, Camden'ın kuzeyindeki Pensskauken istasyonunda tren durdu, bilet kesen adam yanımıza geldi ve burada inin bir sonraki treni bekleyin dedi. Mecburen indik, sonraki trenin gelmesine 3.5 saat var ve ortalıkta hiçkimse yok taksi yok.
Yorgunluktan ölüyoruz ama mecburen beklemek zorundayız. Ben en sonunda dayanamadım istasyondaki banklardan birine yattım, üstüme denizde kullandığım havlumu çektim ve uyudum. 45 dakika sonra falan bir polis geldi, halden anlayan birisi çıktı derdimizi anlattık sağ olsun taksi çağırdı da kurtardı bizi Camden göbeğinde dışarıda yatmaktan. Bu arada bilmeyenler için açıklayayım Camden, Amerika'nın en tehlikeli şehri seçilmişti.
Demem o ki başınıza her şey gelecek, planlarınız aksayacak ortada kalacaksınız, yaşarken korkutucu gelecek ama merak etmeyin, bittikten sonra anlatması çok güzel oluyor.
Ben Franklin köprüsünden, Philadelphia manzarası bu gördüğünüz fotoğraf. Lafı çok uzatmadan bitireyim, defalarca vıcık vıcık çöp attım, fast food görmekten midem bulandı, sokakta kaldım ama bu manzara için değerdi.
Segah Utku Turanlı
Marmara Üniversitesi
Yazar
Marmara Üniversitesi | Camden, New Jersey
Haftalık bültenimize abone ol, en güncel fırsatlardan haberdar ol.
Uzman danışmanlarımız size en uygun programı bulmak için hazır. Ücretsiz danışmanlık için hemen iletişime geçin.